Psikolog ve Psikiyatr

Yazar: Alper Zaman: February 14th, 2008

Bu yazımı soru ve yanıtlarla oluşturmak istedim.

Soru: Psikolog kimdir?

Yanıt: Düşünce, duygu ve davranışları inceleyen bilime psikoloji, bu bilimin eğitimini almış ve meslek olarak uygulayan kişiye psikolog denir.

S: Değişik psikoloji alanları var mıdır?

Y: Evet vardır. Yaşamın her alanıyla ilgili bir psikoloji alanı geliştirebilirsiniz. Gelişim psikolojisi, eğitim psikolojisi, çalışma psikolojisi, iletişim psikolojisi, aile psikolojisi, klinik yani davranış bozuklukları psikolojisi, grup psikolojisi, vb. listeyi uzatıp gidebilirsiniz.

S: En çok bilinen alan hangisi?

Y: En çok bilinen klinik psikoloji alanıdır. Klinik psikologlar psikoterapi yapmak üzere eğitilmiştir ve o nedenle kendisine psikoterapist denir.

S: Siz psikoterapist misiniz?

Y: Hayır değilim?

S: O zaman kişilerin psikolojik sorunlarıyla ilgili psikoterapi yapmamalısınız. Peki, sizin alanınız ne?

Y: Ben psikoterapist değilim; benim eğitimim iletişim psikolojisi alanındadır. Yani ben iletişim psikologuyum.

S: Ama okurlarınız size sürekli psikoterapik içerikli mektuplar yazıyor ve sorular soruyorlar. Bu durumda ne yapıyorsunuz?

Y: Tekrar tekrar açıklamama rağmen benim psikoterapist olduğumu düşünen okurlar bana psikolojik sorunlarını yazıyor ve benden mektupla kendilerini tedavi etmemi bekliyorlar. Maalesef ben onlara yardımcı olamıyorum.

S: Psikolojik sorunları olanlar psikoterapistlere danışmalılar diyorsunuz. Peki, psikiyatrlar da psikoterapik tedavi yapmıyorlar mı?

Y: Evet, psikiyatrlar da psikoterapi yaparlar.

S: Klinik psikolog ve psikiyatr arasındaki fark ne?

Y: Klinik psikolog dört yıllık bir psikoloji üniversite eğitiminin ardından en az iki yıllık bir klinik psikoloji uzmanlık eğitimi almış daha sonra da lisanslı bir psikoterapistin gözetiminde binlerce saat çalışarak kendisi lisans sınavından geçerek psikoterapi yapmaya hak kazanmış kişidir. Psikiyatr 6 yıllık tıp eğitiminden sonra 4 yıllık bir ruh hekimliği uzmanlık dalında ihtisasını yapmış ve başarıyla bütün sınavlarını vererek hasta görmeye hak kazanmış kişidir. Psikiyatr tıp eğitimi almış bir kişidir ve hekim olduğu için hastasına ilaç yazma yetkisi vardır. Psikologun ilaç yazma yetkisi yoktur.

S: Peki, kişinin bir sıkıntısı olduğu zaman psikologa mı gitmeli yoksa psikiyatra mı?

Y: İnsan her şeyden önce biyolojik bir yaratıktır. Bu biyolojik yapının üstüne duygu, düşünce ve davranışlar psikolojik sistemler olarak oturur. Kişinin sıkıntısının kaynağı nörofizyolojik bir aksaklıktan kaynaklanıyorsa, yani biyolojik bir temeli varsa, kişinin psikiyatra gitmesi gerekir. Örneğin belirli salgı bezlerinin fazla ya da az salgılaması sonucu oluşan gerginlikler, yorgunluklar, depresyonlar söz konusu olabilir. Ama kişinin dünyayı algılaması, yanlış düşünmesi ve değerlendirmesinden kaynaklanan iç sıkıntıları, iç çatışmaları varsa o zaman psikologa gidebilir.

S: Kişi nasıl anlayacak sorunun temelinde biyolojik aksaklıklar olup olmadığını?

Y: Birçok durumda sorun kendisini açık seçik ifade eder. Örneğin, ergen kızıyla sürekli sürtüşen bir anne iletişim sorunu yaşamaktadır ve ne yapacağını bilemez hale gelmiştir, kafası allak bullak olmuştur. Bu durumun ilişkiden kaynaklandığını hemen görebilirsiniz; annenin kendisi de bunu bilir. Ama şöyle bir durumda pek açık seçik karar veremezsiniz: kişi her sabah yataktan kalkmak istememekte, yaşamaktan bıkmış bir tavır içinde odasından dışarı çıkmak içinden gelmemektedir. Bu ruh çöküntüsünün sebebi nedir? İki hafta önce yayınlanan Umutsuzçiçek makalesini okumuşsanız onun bunalımının biyolojik kökeni olmadığını anlamışsınızdır.

S: Hastasıyla hiç ilişki kurmadan, sadece bir reçete yazarak, hastanın sorununu çözmeye yardımcı olduğunu düşünen bir psikiyatr aslında sorunu çözmeye pek yardımcı olmuyor; öyle değil mi?

Y: Hayır, olmuyor. Kızıyla sorunu olan anneye psikiyatr sakinleştirici ilaç verdiğinde, annenin kızıyla iletişim sorunlarına çözmesini anlamasına ve çözmesine yardımcı olmuyor. İletişim sorunlarının onu pek rahatsız etmemesini sağlıyor. Ama belki de sorunlar gerçekten ciddiye alınacak ve bir an önce çözülmesi gereken sorunlar olabilir. Umutsuz çiçeğin durumunda yaşlı psikiyatr doğru dürüst konuşmadan ilaç yazan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu tutumu zararlı ve yakışıksız buluyorum.

S: Neden zararlı?

Y: Çünkü psikolojik sorun çözülmezse daha önemli duygu ve düşünce bozukluklarına yol açabilir. Diş ağrısını ağrı kesici ile dindirmekten öte hiç bir şey yapmazsanız, o diş bir süre sonra çok daha önemli sorunların kaynağı olarak karşınıza çıkar.

S: Peki, niçin yakışıksız?

Y: Yaşamsal bir sorunla karşısına çıkan insana yardım etmek için yıllarca eğitim görmüş biri bu insanın acısına ve onun sorunlarının gerçek çözümüne duyarsız davranıyorsa bu içler acısı bir durumdur. Bir insanın mesleği onun yaşama hizmet etme bilincini yansıtır. Kendisine saygısı olan bir insan mesleğine da saygılı olmalıdır. Mesleğine saygısı olmamak yakışıksız bir tavırdır.

S: Psikolog da zararlı ve yakışıksız tavırlar için de olabilir mi?

Y: Ever, olabilir. İlaç kullanılması gereken biyolojik kökenli bir sorunu bir psikiyatra yönlendirmek yerine kendinde tutan bir klinik psikologun tutumu zararlı ve yakışıksızdır.

S: Siz okurlarınızın size sorunlarını yazmasını istiyor musunuz?

Y: Hayır istemiyorum.

S: Peki, ne yazsınlar?

Y: Yaşamla ilgili gözlemlerini, düşüncelerini, akıllarına gelen sorularını yazsınlar.

S: Sorunlarını değil, sorularını ve gözlemlerini yazsınlar istiyorsunuz.

Y: Evet.

Doğan Cüceloğlu

Etiketler:

Leave a Reply