KIRK VEZİR HİKAYElERİ VE KELİLE DİMNE ÜZERİNE

KIRK VEZİR HİKAYElERİ VE KELİLE DİMNE ÜZERİNE

 

Amaçları, padişahlara ve diğer devlet yöneticilerine iyi bir yönetici olma yolunda hayat dersi vermek olan bu iki hikaye daha çok hükümdarlar için yazılmış olmakla birlikte, hayat dersleri vermeleri hasebiyle halk arasında da yaygınlaşmış iki önemli mensur eserimizdir. Amaçları bağlamında ortak bir noktada birleşen ve Kelile Dimne karşılaştırılmalı olarak ele alınacak olursa aralarında bazı benzerlikler ve farklılıklar vardır.

Her iki hikaye de her kesimde ve her yaştan okuyabileceği, okurken eğlenebileceği ve verdiği hayat dersiyle deneyim kazanabileceği bir hayat kitabi özelliği taşır.

 

KONULARI

’nin  ana konusu , yani hikayenin çerçeve hikayesinin konusu, ilk eşini kaybeden Şah Hafıkeyn’in  yeniden genç bir kadınla evlenmesi  ve şahın ilk eşinden olan oğluna karısının aşık olması,genç kadının aşkına karşılık alamamasından dolayı üvey oğluna iftira etmesi sonucu gelişen olaylardır.Üvey annenin oğlunu öldürtmesi için şahı inandırması karşısında şahın yetenekli kırk veziri kadınların yalan ve hilelerine karşı onu uyarırlar. Kadının yalan söylediğini kanıtlamak için kırk gün boyunca çerçeve hikayeye bağlı uygun hikayeler anlatıp Şahın acele karar vermemesini öğütlerler. Kırk gece boynca da genç kadın oğlundan hayır gelmeyeceğine inandırabilmek için uygun hikayeler anlatır.  Sonunda oğlanın masum olduğu anlaşılır, kadın cezalandırılır, adalet yerini bulur.

Kırk vezirin ve hatunun  şahı ikna etmek için anlattıkları değişik konulu hikayeler çerçeve hikayeye öğütlerle bağlanmışlardır.

Kelile ve Dimne ise adını onun en önemli ve geniş hikayesinin iki kahramanı olan Kelile ve Dimne adlı çakallarından alır.Dimne adlı çakal padişah olan arslanın çok önemli bir dostu ve akıl danıştığı bir kimse iken, Dimne’nin yardım amacıyla arslanın yanına getirdiği bir öküz , zamanla arslanın en yakın dostu ,akıl danıştığı bir sırdaşı olur.Kendinin geri plana atıldığını düşünen Dimne öküzden kurtulmak için ona iftira atar.Sağduyuyu temsil eden Kelile adlı çakalın tüm uyarılarına rağmen Dimne yalanlarına yalan ekler ve öküzün ölümüne neden olur. Gerçek anlaşıldığında ise son pişmanlık fayda vermez. Çünkü, iş işten geçmiş öküzü arslan parçalamıştır.

Her iki hikayeye bakıldığında görülen odur ki; gerçek, somut olabilecek insanlar arasında geçerken ;Kelile ve Dimne hayvanlar arasında geçer.Yine Kırk vezir hikayelerinde iftira atan kadın cezasını bulur.Ancak şehzade bu işten bir zarar görmez. Kelile ve Dimne’de ise iftiraya uğrayan öküz öldürülür.  Her iki hikayede de acele karar vermemenin  önemine dikkat çekilirken, Kelile Dimne’de acele karar vermek, öküzün ölümüne neden olaarak

son pişmanlığın fayda vermeyeceği teması da işlenmiştir.

Her iki eserde de kadınların sadakatsiz  oldukları ,güvenilir olmadıkları, hileci oldukları ve bunlara inanmamak gerektiği üzerinde önemle durulmuştur.

Gerek Kırk Vezir Hikayelerinde gerekse Kelile ve Dimne’de anlatılmak istenilen tez ve düşünce ayetler ve hadislerle teyit edilerek okuyanın daha çok ikna edilmesi sağlanır.

Her iki hikaye de çerçeve hikayeye bağlı değişik kişilerin anlattığı ,değişik konulu ve didaktik amaçlı hikayelerden oluşur.Kırk vezir hikayelerinde bir çerçeve hikaye varken ,Kelile Dimne’de çerçeve hikayelerin sayısı daha fazladır.

            Kelile ve dimne’de ana konular, Hint Meliği’nin soruları  ve Berhemen’in cevapları ile belirlenmiş olan bablardan oluşur.Genel olarak her bab ,bir çerçeve hikayeyle ona bağlı hikayeler ve masallardan oluşur.Kırk vezir hikayelerinde olduğu gibi anlatılan hikayeler bir öğütle sona erer.

 

            EDEBİ TÜRLERİ

Konusu açısından bir ahlak ve siyaset kitabı olan Kelile ve Dimne’nin kahramanları çoğunlukla hayvan olmasına rağmen ,her biri bir insan karakterini karakterize  eden bu hayvanlar ve onların çevresi,gerçek hayatı yansıtmaktadır.Bu alegorik anlatımla konular daha çarpıcı bir şekilde ,daha akılda kalacak şekilde ele alınmıştır. Gerçekte insanlar arasında olabilecek olayları sanki hayvanlar arasında geçiyor gibi anlatması hikayenin edebi türünün  ne olduğu konusunda bazı çelişkilere sebep olmuştur.Eserde hayat sahnelerinin ve hareketin olması hasebiyle hikaye türünün bir özelliğini gösterir.Ancak, hayvanların padişah, vezir gibi görevlere gelip devlet idare etmeleri ve konuşmaları bağlamında ise gerçek dünyanın dışında bir hayal dünyasını kapsar.Bu özelliği ile de masal özelliği gösterir.İşte,bunun için Kelile ve Dimne tür olarak bir hikaye ve masal kitabıdır.  

            de aynen bir ahlak ve siyaset kitabı özelliği taşıyıp,Kelile ve Dimne’de olduğu gibi edebi türünün ne olduğu bağlamında da  bir karışıklık gösterir.Eserde çerçeve hikaye denilen ana hikayenin bir ana olay ve düşünce çevresinde geliştiği, kahramanların ihanet,öç, sevgi gibi karşıt duyguları taşımaları,bir kadının gerçeği saklaması yanında ,vezirlerin gerçeği ve haklıyı savunması, gerçek hayatta olabilecek somut olgulardır.Tüm bu özellikler bir hikayede olabilecek şeylerdir. Ancak bu zıt karakterlerin haklılıklarını kanıtlamak için “Hikayet” başlığı altında hikayeler,düşlerini anlatırlar. Bu hikayelerin kahramanların bazen cin,dev, peri, ifrit ve hayvanlar ; konuları da bazen olağanüstü olaylardır.Bu özellikler de masal türünün bir özelliği olduğundan dolayı de edebi tür açısından bir karışıklık gösterir.

Ancak ,her ne kadar periler ,cinler ve devler bu eserde kullanılmış olsa da özellikle Fahir İz’in yapmış olduğu araştırmalar bu eserin bir hikaye özelliği göstermiş olduğudur.Çünkü, eserde kullanılan cinler ve periler gerçek kahramanların tezlerini daha iyi kanıtlamak ve pekiştirmek için vardır. Kelile Dimne’de olduğu gibi kahramanlar insan kılığına girmiş bir hayal ürünü değildir. Gerçek dünyada gerçek insanlardır.Bu yüzden, olay kahramanlarının savundukları düşünceleri güçlendirmek için anlatılan hikayeleri ve masalları ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde Kırk Vezir Hikayelerinin edebi türüne  hikaye diyebiliriz.

 

KAYNAKLARI VE ÇEVİRENLERİ

’nin kaynağı sorunu araştırmacıları uzun süre düşündüren bir konudur.Yapılan araştırmalarda bu eserin bazı yazmalarında eserin Arapça ve Farsça’dan Türkçe’yeçevrildiği kaydına rastlanmıştır.Ancak ilk kaynağının ne olduğuna dair bir bilgiye rastlayamayız.Halbuki, Kelile ve Dimne’nin Hint kökenli olduğunu ve aslının Pançatantra olduğunu bilmekteyiz.

İşte , Kelile ve Dimne gibi bir çerçeve hikaye özelliği taşıyan Kırk Vezir Hikayelerinin de bu özellikten yola çıkarak Hint kökenli olup olmayacağı konusu irdelenmiştir.

Çerçeve hikaye özelliği Hint ı’nda görülen bir olgudur.Ancak bir metin çalışması yapılmadan bunun böyle olduğunu söylemek yanlış olur. Fakat,Hint ı’nın kaynaklık ettiği Kelile ve Dimne ve bu eserin aslını oluşturan Pançatantra’da gördüğümüz çerçeve hikaye özelliğinin Kırk Vezir Hikayelerinde de var olması bu eserin de aynı kaynaktan gelebileceği ihtimalini düşündürmektedir.

Kırk Vezir Hikayelerinin birçok yazma nüshası olmasına karşılık, bu nüshaların nerede olduklarını gösteren bir liste dahi elimizde yoktur.Ayrıca bu eserin ilmi bir transkripsiyonu ve karşılaştırmalı bir metin incelemesi de henüz yapılmamıştır.

Fuat Köprülü, Kırk Vezir Hikayelerinin 15.yüzyılda Ahmed-i Mısri tarafından yazıldığını söylerken ,Hasibe Mazıoğlu ise Şeyhzade Ahmed’in 2.Murat adına sade bir dille yazdığı hikayeler olduğunu belirtir.Zeynep Korkmaz ise bu hikayelerin yazarı olarak Şeyhzade Ahmed Mısri’yi göstermektedir.Görüldüğü gibi eserin yazarı hakkında kesin bir isim birliği yoktur.Yazmaların bazılarında Ahmed-i Mısri bazılarında ise Şeyhzade adı kaydedilmiştir.Bu da bir ikilik ortaya çıkarmıştır.Bu nüshalar arsında da farklılıklar olması ikilemi daha da artırır.

Kırk Vezir Hikayelerinin konusu Hikayet-i Erbain-i Subh u Mesa adlı Arapça bir esere dayanmaktadır. Gürer Gülsevin’e göre;Ahmed-i Mısri bu hikayeleri bu kitaptan Sultan-ı Mısr için tercüme etmiştir. Şeyhzade ise başına 2.Mahmut’un hikayesini ilave ettirip, süslemelerle güzelleştirerek Sultan-ı Asr için yeniden yazmıştır.Ona göre bu iki ismi aynı kişi saymak yanlıştır.Bazı yazarlar da yukarıda beyan ettiğimiz gibi bu iki ismi aynı kişi kabul ederler.

15. yüzyıla ait bu eserin bazı nüshalarında bulunan mukaddime bölümünden edinilen bilgiye göre;ilk kez 2. Murat’a sunulduğu anlaşılır.Eserin bazı yazma nüshaların da ise 2.Mehmet’e sunulduğu kaydı vardır.

Kelile ve Dimne’nin orijinini ise Sanskritçe olan Pançatantra oluşturur.Bu kitabın yazarı Vişnu mezhebinden bir Brahman’dır.Hükümdarlara hikmet öğretmek maksadıyla yazılmış olan bu kitap,Hindistan’da bir halk kitabı haline gelmiştir.Kitabın yazılış amacı ise şudur:İskender Hint Meliği Fur’u yenip komutanlarından Debşelim’i ülkenin başına getirir.Debşelim’in giderek zalimleşmesi üzerine ,hakim Bidpay onu ziyaret ederek ona yaptıklarının doğru olmadığını söyler ve hapse attırılır. Debşelim sonra pişman olarak Bidpay’dan yol gösterici bir kitap yazmasını ister.Böylece kitap yazılır ve öyle tutulur ki, bir çok çevirisi yapılır.

 Kırk vezir hikayelerinin konusunu oluşturan Arapça eserin  kayıp olduğu gibi, Kelile ve Dimne’nin ilk çevirisi de kayıptır.Gerek Pançatantra gerekse kayıp çeviriye dayalı diğer çeviriler batılı araştırmacılar tarafından çeşitli yönleriyle incelenmiştir.Bütün çeviriler incelendiğinde ortaya çıkan hikayeler ve bablar şunlardır:Ali b. Şah’ın mukaddimesi, Berzeveyh’in Hindistan’a gidip kitabı getirmesi,İbnü’l-Mukaffa’nın mukaddimesi,Berzeveyh’in biyografisi, Arslan ve öküz,Dimne’nin yargılanması,kuzgun,sıçan,güvercin,kaplumbağa hikayesi,baykuşlar ve kargalar hikayesi,maymun ve kaplumbağa hikayesi, zahit ve göjen, kedi ve fare, kuş ve kral, arslan ve çakal, Hilar ve Bilar,dişi arslan ve okçu, Zahit ve konuğu, Seyyah ve kuyumcu, Kralın oğlu ve arkadaşları, Fareler kralı,Balıkçıl ve ördek,hikayesi,Güvercin,tilki ve balıkçıl

Pançatantra’nın ilk çevirisi Pers kralı Hüsrev Anuşirvan’ın Pehlevi dilindeki çevirisidir.Anuşirvan’ın isteği üzerine hekim Borzoe, Hindistan’a giderek binbir güçlükle elde ettiği bu kitabı Pehleviceye çevirir. Ne yazık ki, bu çeviri kayıptır.Bu çeviriye dayanarak yapılan Arapça İbnü’ l-Mukaffa çevirisi ise günümüze kadar gelen çevirilere kaynaklık etmiştir.Bu çeviriden Farsça Nasrullah çevirisi ve Hüseyin Vaiz Kaşifi’nin Envar-ı Süheyl adlı eseri oluşmuştur.Her iki Farsça çeviri de onlara kaynaklık eden Arapça eserden metne giren nazım parçaları,hadisler ayetler ve ara hikayeler açısından farklılıklar gösterir.Arapça metin daha sadedir.

Kelile ve Dimne Kul Mesud tarafından Nasrullah çevirisine dayalı olarak Aydınoğulları’ndan Umur Bey’in isteğiyleTürkçe’ye çevrilmiştir.

Kelile ve Dimne’nin orijinini teşkil eden Pançatantra’da Dimne’nin Yargılanması gibi bazı kısımlar yoktur. Dimne’nin yargılanması kısmını İbnü’ l-Mukaffa esere eklemiştir.Eser çevrildikçe bazı bölümler eklenmiş ,bazıları da değiştirilmiştir.Bu eserin çok okunup ,buna bağlı olarakda çok çevrilmesinin yarattığı bir durumdur.

 

Son olarak şunu söyleyebiliriz ki; her iki eser de vermiş oldukları öğretiler bakımından günümüzde dahi okunup ders alınacak bir hayat kitabı olma özelliğine sahiptir. Çünkü ,her ne kadar yüzyıllarla birlikte herşey değişse de insanların duyguları ,ihtiyaçları aynı kalmaktadır.Bu iki eserde de insanların duyguları, yapmış oldukları hatalar, insanların kötü hasletleri karşısında nasıl davranması gerektiği ,nasıl adil olunabileceği gibi gerçek hayatta olabilecek olgular vardır. Bu bağlamda okuyan kişi ,her ne yüzyılda olursa olsun mutlaka bir hayat dersi alacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

BİBLİYOGRAFYA

 

 

Zehra Toska.Kelile ve Dimne’nin Türkçe Çevirileri. Journal of Turkish Studies.Türklük Bilgisi Araştırmaları.cilt:15.1991

Mübeccel Kızıltan. . Doçentlik Tezi

Gürer Gülsevin. “”.Beşinci Milletler Arası Türkoloji Kongresi.İstanbul.23-28 Eylül 1985.Tebliğler 1.Türk Dili .c.1.

Related posts

Etiketler:, , , , ,

Korku Oyunları

Komik Videolar

Aşk Şiirleri