Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları
->
anlatım biçimleri öss soruları
1. 1982-ÖYS
Betimlemede anlatıcı, canlı ve cansız varlıkları anlatırken onları birbirinden ayırarak özgün niteliklerini bulmaya, göstermeye çalışır. Bunun için gözlem gücüyle birlikte beş duyusunu kullanır. Ayrıntıları bu yolla seçer. Kimileyin duyularından biri daha ağır basar; ayrıntılar o duyuda yoğunlaştı rılır.
Parçaya göre anlatıcı, aşağıdakilerden hangisine başvurmaz?
A) Varlıkların belirleyici özelliklerini belirtme
B) Okurun algılama gücünü belirli noktalara yönlendirme
C) Nesnelerin ilk bakışta görülemeyecek yönlerini ortaya koyma
D) Okurun öğrenme ve sezme gücünü geliştirme
E) Gördüklerini, sözcüklerle resim çizer gibi anlatma
2. 1982-ÖYS
Şinasi ve arkadaşları, Batıdan yeni görüşler ve kavramlar getirdiler, ilk özel gazeteyi çıkardılar, ilk piyesi yazdılar. Birçok yazın türünü Türk edebiyatına kazandırdılar. Fransız şiirinden ilk çeviriyi onlar yaptılar. Fransız düşünürlerinin toplum, politika, ekonomi alanlarındaki görüşlerini Türk-çeye aktardılar. Kısaca Türk okurunun ufkunu genişlettiler. Bunlara diyeceğim yok; …
Yukarıdaki parçanın son cümlesi tamamlanmış olsa, bu cümlenin işlevi aşağıdakilerden hangisi olur?
A) Daha önceki görüşleri kanıtlama
B) Yeni bir düşünceye geçme
C) Önceki düşüncelere aykırı şeyler söyleme
D) Anlatılanları nedenlere bağlama
E) Düşünceleri örneklerle açıklama
3. 1983 - ÖYS
Alaine, yazılarında kendi kanılarını aşılamaya kalkmıyor. Onu okurken birçok konuda onun gibi düşündüğümü görüyorum. Dediklerini yanlış bulduğum, sinirlendiğim oluyor. Gene de kitabı ka-patmıyorum, kapatamıyorum. Beni, kendi düşünçelerimi, kanılarımı incelemeye götürüyor çünkü.Okurunun inandıklarını, kanılarını pekiştiriyor.Kendi açıldıkça, karşısındakini de açıyor.
Paragrafa göre, bu yazarın yazılarında, aşağıdaki niteliklerden hangisi yoktur?
A) Sürükleyicilik B) Duygusallık
C) Düşündürücülük D) Nesnellik
E) Eğiticilik
4. 1983-ÖYS
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde görme ve dokunma duyularına seslenen ayrıntılar bir
arada verilmiştir?
A) Sararmış kâğıt parçasındaki şiiri okudukça anıların, eski günlerin içine dalıyordu.
B) Adamın gürültülü, peltek konuşmasını dinledikçe sıkıntıdan terliyordu.
C) Bursa ipeklisi gibi yumuşak, sarı, dalgalı saçlarını okşadıkça bir mutluluk duyuyordu.
D) Uzayıp giden bu çorak, bomboz topraklara baktıkça içine bir sıkıntı çöküyordu.
E) Erzurum taşından yapılmış yüzüklere, işlenmiş renk renk kolyelere hayranlıkla bakıyordu.
5. 1983 – ÖYS
Güzelliğin görece olduğu doğru değildir. Toplumu oluşturan bireyler birçok “güzel” tanımında birleşiyor. Bir bakıma moda konusuna benziyor bu. Moda, başlangıçta bir tür kişisel ve yaratılan güzelliktir, yeni olduğu için de görecelidir. Ancak bu yaratılan güzellik gerçekte ortak bir çabanın ürünüdür. Eliot’un dediği gibi; “Bugün geçmişle yönetilir; geçmiş de bugünle değişime uğrar.” Nitekim bunun böyle olduğunu, güzelliğin ortak bir çabadan kaynaklandığını, son yıllarda yapılan on araştırmadan sekizi doğruluyor.
Bu parçada öne sürülen düşünceyi açıklamak için şu yollardan hangisine başvurulma-
mıştır?
A) Tanımlamaya yer verme
B) Örneklendirmeye gitme
C) Karşılaştırmaya başvurma
D) Tanık gösterme
E) Sayısal verilerden yararlanma
6. 1987-ÖYS
Onun öykülerindeki kişilere iğne batırın, batırdığınız yerden kıpkırmızı kan sızdığını göreceksiniz.
Burada sözü edilen öykücünün anlatımı için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Seçkin ve etkili kelimeler kullanmaktadır.
B) Gereksiz benzetmelerden kaçınmaktadır.
C) Mizahi bir anlatıma başvurmaktadır.
D) Varlıkları olduğundan üstün göstermektedir.
E) Kahramanları canlı bir biçimde anlatmaktadır.
7. 1988 - ÖYS
Kalktığımda daha hava karanlıktı. Dışarı çıktım. Serin bir esinti yüzümü yaladı, ürperdim. Tan attı. Guguk kuşu kesik kesik öttü. Arkasından horozlar… Ortalık ağardıkça kuş cıvıltıları çevreyi sardı. Çeltik tarlaları dile geldi. Çok sesli müzik dalgası… Çevre aydınlandı artık. Seslerin sahipleri gözüküyor.
Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Kimi sözcükler mecazi anlamda kullanılmıştır.
B) Varlıklar hareket hâlinde verilmiştir.
C) Anlatılanlar, belirli bir zaman parçası içinde geçmekterdir.
D) Duygulara yer verilmiştir.
E) Yorum gerektiren cümleler yoktur.
8. 1991-ÖYS
Önce karanlıkta yüzün ışıdı. Sis açıldıkça kendini ele verdin İstanbul. Güverteden bakınca gözlerine inen aydınlığı gördüm. Demir aldım. Uzaklaşan gemi değil, istanbul’du. Kurşun kuleler, minareler, uğultulu taş yapılar, ışıyan yüzünle eriyip gittiler boşlukta. Ayrıldık. Ama başka kentlere, yeni limanlara doğru dümen kırdığım bu uzun, hâlâ sonu gelmeyen yolculukta beni yalnız bırakmadın. Gittiğim ülkelerde hep seni yaşadım. Sen ey ay yüzlüm benim! Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Sözcüklerin duygusal anlamından yararlanma
B) Kişileştirme sanatına başvurma
C) Betimleyici öğeler kullanma
D) Hitaplardan yararlanma
E) Tanımlamalarla söyleyişte yoğunluk sağlama
9. 1992-ÖYS
Çevrede binlerce ağacın milyarlarca dalı ve yaprağı arasında kaybolmuş kuşların cıvıltısı… Gün ışığının rengârenk tonları… Şırıl şırıl akan küçücük dereler… Ayaklarınızın altında çıtırdayan ye-şil, kızıl, kahverengi yapraklardan oluşan bir halı… Kısacası burası doğanın güzelliğine doyamadığınız, hayran kaldığınız, kalabalıktan uzak bir dinlenme yeri.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki yolların hangisine başvurulmamıştır?
A)Sıfatlardan yararlanma
B)Kişisel duyguları belirtme
C)Bitirilmemiş cümleler kullanma
D)Gözlemlere yer verme
E) Kişileştirme sanatına yer verme
10. 1992-ÖYS
Derken davul zurna çalmaya başladı. Önde davulcu, bir öne bir arkaya eğilip, belindeki püskülleri savurarak yürüyor, davulunu gümbürdetiyordu. Ardında zurnacı, zurnasının ağzını bir o yana bir bu yana çevirerek çalıyordu. Davulcuyla zurnacının ardına takılmış birkaç çocukla onları izleyen bir köpek, havlayarak koşuyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin han-gisi ağır basmaktadır?
A) Tanımlamalara yer verme
B) Varlıkları ayırıcı özellikleriyle anlatma
C) Örneklendirmelerden yararlanma
D) Karşılaştırmalara başvurma
E) Anlatılanları nedenleriyle belirtme
11. 1992-ÖYS
Nurullah Ataç hep eleştirmen olarak düşünülmüştür. Oysa Ataç’ın asıl önemi eleştirmenliğin- den değil, Türkçenin düzyazı dili olarak kurulması yolunda harcadığı çabadan gelir. O da farkındadır bunun : “Eleştirmen bir öldü mü bir daha kimse anmaz onu.” der. Ama öte yandan: “Bir şey kalmayacak mı benden?” sorusuna şu alçakgönüllü cevabı verirken gerçek öneminin nereden geldiğini de belirtir: “Bugün bu ülkede bir dil kuruluyor; o yapıda benim de bir taşım vardır.Ancak, görünmeyen, kimsenin gözüne çarpmayan, ta gerilerde bir taş.”
Bu parçada yazar söylediklerini inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden özellikle hangisine
başvurmuştur?
A) Alıntı yapma B) Örnek verme C) Tanımlama
D) Karşılaştırma E) Betimleme
12. 1993-ÖYS
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde betimleme yoktur?
A) Söylenenleri hiç duymuyormuşçasına dalgın, düşünceli bir tavırla işini yapmayı sürdürdü.
B) Artık bahar geldi derken birdenbire hava bozmuş, damlar, sokaklar, kırlar, karla örtülmüştü.
C) Az konuşan, doğruyu söyleyen, söylediğini tartan bir insandı.
D) içli, çok duygulu bir adamdı, konuşurken hem ağlar hem ağlatırdı.
E) Benim gibi babamın da dedemin de çocukluk ve ilk gençlik günleri bu konakta geçmişti.
13. 1993-ÖYS
Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı, kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı. İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane sırlıyla minicik bir böcek! Sonra böceğin sırtındaki koyu kestane kabuk çıtırdaya-rak yarıldı, altından tüy gibi yarı saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti.
Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?
A) Görme B) Tatma C) Dokunma
D) İşitme E) Koklama
14. 1993-ÖYS
Adalarda oturanlar, akşam üzeri iskeleye çıkıp gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Karşılaştırma B) Tanımlama C) Açıklama D) Tartışma E) Öyküleme
15. 1994-ÖYS
Bir öyküyü okuyanla, onun oyunlaştırılmış biçimini sahnede izleyen kişi arasındaki fark nedir? İzleyen gördüklerini dolaysız olarak yaşamaktadır.Başka deyişle sahnede, ortaya konulan hazır bir dünya vardır; izleyici tüm duygularını harekete geçirerek bu dünyayı algılar. Okuyan ise, okuduklarını kendi düşünce ve düş süzgecinden geçirerek kafasında canlandırır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Öyküleme B) Tanımlama C) Örnekleme
D) Açıklama E) Karşılaştırma
16. 1995-ÖYS
Yirmi yaşından fazla göstermeyen bir genç, çadirin önünde yan yatırılmış el arabasının üstüne oturmuş saz çalıyordu. Fenerin aydınlattığı alnı, ter damlalarıyla kaplıydı. Sazının sapı, şaşırtıcı bir süratle aşağı yukarı kayan parmaklarının altında bir canlı gibi titriyordu. Tellere vuran sağ eli, küçük fakat kendinden emin hareketler yapıyordu. Gencin eli, sazın gövdesine yaklaştıkça insan, saz ile el arasında gizli fakat çok anlamlı bir konuşma olduğunu sanıyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme B) Tartışma C) Açıklama
D) Öyküleme E) Karşılaştırma
17.1996-ÖYS
İki tür şiir vardır: Sesleriyle, sese dayalı üsluplarıyla öne çıkanlar; sesi belirgin olmakla birlikte imge dünyaları ve çizdikleri dünyalarla belirginleşenler. Birinci tür şiir, kişiyi sesiyle sarar ve onu kendine tutsak eder; ikinci tür ise insanı kendi özgür sesiyle baş başa bırakarak ona yeni şiirler yazdırır. Birinci tür kolay taklit edilir; ikinci türü taklit etmek zordur.
Bu parçanın anlatımında özellikle hangisi ağır basmaktadır?
A) Öyküleme B) Karşılaştırma C) Tanımlama
D) Örnekleme E) Betimleme
18. 1997-ÖYS
Röportajla öykü arasında kimi benzerlikler vardır, ikisi de yaşamın gerçekleriyle beslenir. Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay ya da olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bunlar hayal gücüyle yeni bir renk, yeni bir görünüm kazanır. Öte yandan bütün anlatım türleri için geçerli olan dilin güzel ve etkili kullanımı röportaj ve öykü için de söz konusudur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme B) Karşılaştırma C) Öyküleme D) Tanımlama E) Örneklendirme
19. 1998-ÖYS
Sanki bir ekin denizindeyim. Düzlükte güneşin bir parçası görünüyor; köz gibi, kıpkırmızı. Yer yarılmış da sanki içinden çıkıyormuş gibi… İnceden inceye esen seher yeli yüzümü okşuyor; burnuma taze ot kokuları geliyor. Buğdaylar hışırtıyla dalgalanıyor. Burada dağ taş, yer gök buğdaya kesmiş. İnsan kendini buğday denizinde kalmış sanıyor.
Bu parçada hangi duyu organıyla seçilebilen ayrıntılara yer verilmemiştir?
A) Görme B) Tat alma C) Dokunma D) Koklama E) İşitme
20. 2000-ÖSS
Eylülde Kaçkarlar’ın çevresinde “kestane karası fırtınası” gelip çatar. Kestanelerin dökülme zamanıdır artık. Yöre insanı için kestanenin hem meyvesi, hem de kerestesi çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır. Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi olan “karakuş” birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir. Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa. Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?
A) Karşılaştırma - tanımlama - öyküleme
B) Açıklama - öyküleme - betimleme
C) Tartışma - karşılaştırma - öyküleme
D) Tanımlama - örnek gösterme – betimleme
E) Açıklama - tartışma - örnek gösterme
21. 2000-ÖSS
Japongülleri, her sabah çiçekle ala boyanırdı. Dil büyüklüğünde beş yapraktan oluşan çiçeklerin tomurcukları sabahları hızla açılır, akşamları aynı hızla kapanırdı. Solan çiçekler, bir sonraki gün ağacın altındaki toprağa kızılımsı bir ölüm damgası vururdu. Bu hızlı değişim, beni hüzünlendi-rir, içimi karartırdı.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Söz sanatlarına başvurma
B) Gözlem gücünden yararlanma
C) Olayları oluş sırasına göre anlatma
D) Deyimlere başvurarak anlatımı güçlendirme
E) Söylenenleri, örneklerle zenginleştirme
22. 2002-ÖSS
Soğuk bir İstanbul sabahı… Gökyüzünde bulut kaynıyor; yağmur yağdı yağacak… Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat sürecek yolculuğumuzu, Maltepe’nin bildik sokaklarından geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe yetişmek için koşuşanlarla dolu. İnsanlar, rayların üzerinde, sağa sola bakarak, hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze yönüne doğru gürültüyle yol alıyor. Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme - betimleme
B) Açıklama - betimleme
C) Karşılaştırma - öyküleme
D) Tanımlama – açıklama
E) Karşılaştırma - tanımlama
23. 2002-ÖSS
Geçmişi Hititlere uzanan Ürgüp’ün taştan yapılmış boz evleri, insanı masallar dünyasının değişjk evrenine götürür. Bomboş bozkır, uçsuz bucaksız, yapayalnız uzar gider bu saman sarısı diyarda. Modern heykeller gibi özenle yontulmuştur peribacaları ve damlarında duman tüten taş evler. Adı, “kaya” anlamına gelen “ur” ile “çok” anlamına gelen “köp” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan Ürgüp, önce peribacaları demekse, sonra taşın güneşle arkadaşlığı, rüzgârla dansı demek. Taş, Ürgüp’te öncelikle mesken demek; yalnızca mağara, kovuk değil, enikonu bir mesken.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
A) Ayrıntılara yer vermeye
B) İnsanlara özgü nitelikleri doğaya aktarmaya
C) Düş gücünden yararlanmaya
D) Öznelliğe
E) Tarihsel değerleri örneklerle açıklamaya
24. 2003-ÖSS
Çalışmalarımız sonuç verdi. Neler mi oldu? Ot bitmeyen bozkırlar, ipek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, arı kovanları gibi uğuldamaya başladı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler, kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları, el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Benzetme sanatından yararlanma
B) Öykülemeye başvurma
C) Yinelemelere yer verme
D) Betimleme yapma
E) Tanık gösterme
25. 2004-ÖSS
Yaklaşık otuz beş yıl öncesine kadar kimsenin ondan haberi yoktu. Kayıp bir kent değildi. Unutulmuştu yalnızca. Sırtını yasladığı dağın dik yamaçlarında, toprak altında bulunan bu kentten, Avrupalı gezginler bir iki satır da olsa söz etmişlerdi. 19. yüzyılda yapılan bilimsel bir yüzey araştırmasında da kimliği belirlenmişti. Ama bu silik izlerin peşine pek kimse düşmedi. Uzun aralıklarla gerçekleştirilen bir iki ziyaret, gözlem… Sonrası derin bir sessizlik… Ta ki 1970 yılında yeniden keşfedilene dek.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
B) Kişileştirmeye D)Nesnel verilere
A) Öykülemeye C) C)Eksiltili cümlelere E) Abartmaya
26. 2004-ÖSS
Dil, insanların düşündüklerini, duyduklarını bildirmek için kullandıkları, sözcükler ve işaretlerden
oluşan bir anlaşma aracıdır. Ancak, herhangi bir araç değildir. Bir ulusun kimliğini belirleyen, duygu ve düşünce dünyasını besleyen en önemli etkendir. Aynı zamanda ulusal kimliği yansıtan bir ayna gibidir. Bu ayna kirlenirse toplumsal varlığımız da kirlenir, işte bu gerçeklerden yola çıkarak bütün ülkede anadili bilincini ve duyarlılığını besleyip geliştirme çabası içinde olmalıyız. Çünkü bir dili yozlaştırmaktan kurtaracak güç, yasalar ve yasaklamalar değil; o dili konuşan toplumun dil bilinci ve duyarlığıdır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Örneklerden yararlanmıştır.
B) Dilin önemi ve işlevi vurgulanmıştır.
C) Okuyanı yönlendiren bir hava taşımaktadır.
D) Tanımlamaya yer verilmiştir.
E) Yargılardan biri benzetmeyle somutlaştırılmıştır
27. 2004-ÖSS
Yüzümüzü usulca göğe yasladım. Gözlerimde kanat çırpıyor martılar. Bulut bulut parçalanmış gökyüzünü seyrediyorum. Bulutlar mı üstümüze koşuyor, yoksa ben mi bulutların altındayım, bir türlü kestiremiyorum. Saklambaç oynarcasına bir görünüp bir kaybolan güneş de alıp götürüyor beni düş dünyamın derinliklerine.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Sözcükleri gerçek anlamların dışında kullanma
B) Karşılaştırmalar yapma
C) Benzetmeye başvurma
D) Betimleyici öğelerden yararlanma
E) Anlatıcının duygusal etkilenmesini yansıtma
28. 2005-ÖSS
Doğuda dağlar kar altında yatarken bahar geldi dağlarına Ege’nin. Yeşille kucaklaştı toprak; dağ taş yemyeşil. Sanki papatya denizi Datça, göz alabildiğine uzanan. Bahar kokuyor her yer. Kırlar rengârenk çiçek…
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Doğanın kişileştirildiği
B) Karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanıldığı
C) Karşılaştırmaya başvurulduğu
D) Bahara özgü görüntülerin betimlendiği
E) Devrik cümlelerle anlatımın doğallaştırıldığı
CEVAP ANAHTARI : 1.C 2.C 3.B 4.C 5.E 6.E 7.E 8.E 9.E 10.B 11.A 12.E 13.B 14.E 15.E 16.A 17.B 18.B 19.B 20.B 21.E 22.A 23.E 24.E 25.E 26.A 27.B 28.B
Related posts
Etiketler:Anlatım Biçimleri Öss Soruları, Anlatım Biçimleri ÖSS sorularını indir, Anlatım Biçimleri dönem ödevi, Anlatım Biçimleri nedir?, bedava süperödevler
Korku Oyunları
Komik Videolar
Aşk Şiirleri
ödev sitesi
Bu ödev Hakkında
Anahtar Kelimeler
» Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları Ödevini İndirin » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları Hakkında Geniş; Bilgi » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları Kitap özeti indir » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları ödevi » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları ödevini bedava indirin » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları bedava indir » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları tezini indir tez indir » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları ödev kapağı ödev kapakları » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları öss soruları testleri çözümleri öss deneme » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları müfredat öğretmen kaynakları » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları nedir » Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları nasıl olur
Åu anda Bilgi Güçtür.com'da Anlatım Biçimleri ÖSS Soruları adlı ödevi inceliyorsunuz.
- Gönderme Tarihi:
- 2.2.08 / 6pm
- Kategori:
- Edebiyat - Türkçe
2 yorum var
Yorum yaz | comments rss [?] | trackback uri [?]