Edip Ahmet Yükneki

12. yüzyılda
Karahanlılar döneminde yaÅŸadığı ve iyi bir öğrenim gördüğü bilinmektedir. “Edipler edibi” diye de anılan bu yazar-ÅŸairin doÄŸuÅŸtan kör olduÄŸu söylenir. Yazmış olduÄŸu Atabetül Hakayık Türk edebiyatının ilk Türkçe yazılan İslami ürünlerindendir.diidaktik tarzda yazmıstır .bilg,n,n önemi gibi konuları ilemiÅŸtir hem dörtlük hem beyit kullanmıstır.burdanda bir geçiÅŸ edebiyatı dönemi saiiri oldgu anlaşılmaktadır.islami dönemin 2. edebiyat ürünüdür…….

12. yüzyıl şairlerindendir
Yüknek’li Mahmud adında birinin oÄŸlu olduÄŸu için Edib Ahmet Yüknekî olarak anılıyor.
Atabetü’l Hakaayık (Hakikatler EÅŸiÄŸi) adlı eseriyle ün saÄŸladı. Atabetü’l Hakaayık’ta erdemli kiÅŸi olmanın yolları ve ahlaklı kalmanın ilkeleri açıklanmaktadır. Edip Ahmet bu eserde KaÅŸgar dilini kullanmış ve aruz ölçüsüyle yazmıştır.
Eserin bir nüshası Ayasofya Müzesi Kitaplığı’nda bulunmaktadır. Bu eseri İlk kez Necip Asım [Yazıksız] keÅŸfetmiÅŸ ve bastırmıştır. Daha sonra Türk Dil Kurumu’nca ReÅŸit Rahmeti Arat tarafından tekrar yayımlanmıştır (1951).

ATABETÜL HAKAYIK

İslami dönem Türk edebiyatında, yine Karahanlılar sahasında yetiÅŸmiÅŸ ikinci önemli yazar Edip Ahmed’dir. Edip Ahmed’dir. Yüknek ÅŸehrinde doÄŸduÄŸundan Edip Ahmed İbn Yükneki diye de anılmaktadır.

Atebetü’l Hakayık, hakikatlerin eÅŸiÄŸi manasına gelmektedir. Eser, Dâd Sipehsâlâr Mehmed BeÄŸ adlı bir Türk beyine sunulmuÅŸtur. Bütünü gazel ÅŸeklinde söylenmiÅŸ, 40 beyit ve 101 dörtlük olmak üzere 484 mısra tutarındaki eser, Türk dili, tarihi, edebiyatı araÅŸtırmalarında büyük öneme sahiptir. Eserde konu tamamiyle dini ve ahlakidir. Edip Ahmed, öğretici bir vaaz ve nasihat kitabı yazmak istemiÅŸ, eserini İslam ahlakçısı hüviyetinde yazmıştır.

Eserde, dindarlığın fâziletlerinden, ilmin mutluluğa götüren yol oluşundan, cömertliğin bütün ayıpları, kirleri yıkayan, hatta şeref, şan ve güzellik artırıcı bir tabiat olduğundan, tevazuun iyiliğinden, kibrin ve ihtirasın kötülüğünden bahsedilmiştir. Bu gibi örnekler daha da artırılabilir.

“Yok erdim yarattın yana yok kılıb
İkinç bar kılur-sen mukir men muna”

Yok idim yarattın, yine yok kılıp
Yine var edeceksin, bunu ikrar ederim

“İlahi öküş hamd ayur men sana
Senin rahmetin din umar men ona”

Allah’ım! Sana çok hamd ederim
Senin rahmetinden hayır umarım

“Senin barlıkınta tanıklık birür
Cemad canvar uçgan yürürgen nene”

Senin varlığına tanıklık verir
Cansız canlı uçan ve koşan her şey

“Senin birikinke delil arkagan
Bulur bir nen içre deliller mine”

Senin birliÄŸine delil arayan
Bir tek şey içinde binlerce delil bulur

“Bu kudret idisi uluÄŸ bir Bayat
Ölüglerini tirgüzmek asan ana”

O kudret sahibi ulu bir Tanrıdır
Ölüleri diriltmek O’nun için kolaydır

Atabetü’l-Hakayık
Kutadgu Bilig’e göre çok daha kısa, basit ve hattâ bir dereceye kadar kaba, cansız bir baÅŸka Türk eseri, Edip Ahmed’in Atabetü’l-Hakayık adlı eseridir. KimliÄŸi hakkında fazla bilgi bulunamayan Edip Ahmed’in Yüknek’li Mahmud’un oÄŸlu olduÄŸu, ama olduÄŸu ve manzum olarak Türkçe vaaz ve öğütler verdiÄŸi bilinmektedir.
Eser, Kutadgu Bilig’den çok daha İslâmidir; önce Allaha, Peygambere ve dört halifeye övgü ile baÅŸlaması, onun İslâm geleneÄŸine daha çok girdiÄŸini gösterir. “Gerçeklerin EÅŸiÄŸi” anlamındaki bu eser gene tarihi kiÅŸiliÄŸi fazla bilinmeyen Muhammed Dad İspehsalar Bey’e takdim edilmiÅŸtir. Fazla orijinalitesi olmayan, o devirdeki inanç ve kültür ortamına uygun bilgileri manzum olarak söyleyen, bunları âyet ve hadislerle destekleyen bir kitaptır. Ancak eserin daha sonra çeÅŸitli yerlerde ve çeÅŸitli zamanlarda çoÄŸaltılması ve düzenlenmesi, eÄŸitim alanında önemli bir ihtiyacı karşıladığını göstermektedir.

Atabetü’l-Hakayık, halka verilen öğütlerdir. Ancak buna raÄŸmen içindeki Arapca ve Farsça kelimelerin bir hayli arttığı görülmektedir. CömertliÄŸi, tevazuyu, keremi övmesi; kibir ve harisliÄŸi yermesi o zamanki kültür ortamında bir gelenek olmuÅŸtu. Bu eser, eÄŸitim tarihimiz bakımından ÅŸu noktalarda ilginçtir. Emir övülürken
“O akıl, anlayış, ÅŸu’ur ve zekâ mekanı, bilgi ocağı ve fazilet kaynağıdır”

denmesi, o zaman beÄŸenilen, takdir edilen ideal bir ÅŸahsiyet tipinden neler anlaşılması gerektiÄŸini çok iyi göstermektedir. Aynı Kutadgu Bilig’de olduÄŸu gibi, burada da bilgi ve dil konuları üzerinde en baÅŸta ve hassasiyetle durulmaktadır. Edip Ahmed’e göre de bilginin faydası veya bilgisizliÄŸin zararı açıkça görülmektedir. Bilgi, mutluluk yoludur. Kemik için ilik ne ise, insan için de bilgi odur. Bilgisiz insan hiç bir ÅŸeydir, bir ölüdür. Bilgisize doÄŸru söz ve öğüt tatsız, faydasız gelir. Yaradan Tanrı ancak bilgili olmakla bilinir; insanın kendisi de bilgi ile yükselir. Bilginin temeli olan akıl, insanın gerçek ziynetidir.

Atabetü’l-Hakayık’ta üzerinde durulan bir baÅŸka konu da, insanın diline sahip olmasıdır. Edeblerin başı, dili gözetmektir. Düşünerek konuÅŸmalıdır, yoksa dil ve söz insanın başına bela olur. İnsana ne gelirse dili yüzünden gelir. Zaten Hz. Muhammed de “İnsanı ateÅŸe atan dilidir” diyordu. Edip Ahmed de ok yarasının bir gün kapanabileceÄŸini ama dil yarasının kapanamayacağına iÅŸaret ediyordu. O halde yalan söylememek, gevezelik etmemek ve doÄŸru söylemek gerekir; çünkü doÄŸru söz ÅŸifadır. İnsanın diline hakim olması, doÄŸru ve güzel söz söyleyebilmesi için de, sadece maddî hayatı sürdürebilmek için gerekli bazı bilgilerin deÄŸil, son derece soyut bilgilerin de yaygın eÄŸitim vasıtasıyla verilmesi gerekiyordu. Ancak manevî kültür gililerinin bu kadar çoÄŸalması yaygın eÄŸitimin gücünü zorluyor; örgün eÄŸitimi zorunlu kılıyordu.

Related posts

Etiketler:, , , ,

Korku Oyunları

Komik Videolar

Aşk Şiirleri