sismik prospeksiyon
->
SİSMİK PROSPEKSİYON
2.1. SİSMİK PROSPEKSİYON VE AMACI
Sismik dalgaların yayılımıyla ilgilenir. Sismik yöntemlerde stress dediğimiz gerilme-deformasyon ilişkileri geçerlidir. Kayaçların elastik özelliklerini yansıtır. Bu tür parametreleri boyuna ve enine dalgalarla ortaya koyuyoruz. Birbirleriyle ilişkileri bizim için önemli elastik dalgaların, yayılımıyla elde edeceğimiz yer altı yapısıyla boyuna dalgaları elde ederiz. Mekanik özelliklere bağlı çalışmalar.sonunda boyuna ve enine dalgaları elde ediyoruz.
İnşaat Mühendisliği’nde daha geniş uygulama alanı bulmuş olan bu yöntemde, yüzeyde darbe ya da patlama ile oluşturulmuş titreşimin değişik tabakalardan yansıma zamanının ölçülmesiyle yapılanıdır. Sismik yansıma metodu ses dalgalarının homojen elastik ortamda hareketi teorisinden geliştirilmiştir.
2.2-SİSMİK PROSPEKSİYON VE ÖNEMİ
Sığ sondaj kuyularının dibinde dinamit patlatmak veya ağır bir cismi kaldırıp bırakmak suretiyle meydana gelen sarsıntıyı ( titreşimi ) atış noktasından belirli uzaklarda yerleştirilmiş olan sismometreler ( jeofonlar ) ve kayıtçılarla kaydettikten sonra elde edilen sismogramlardan yeraltının jeolojik yapısını hesap yoluyla çıkarma işlemine “sismik prospeksiyon” denir. Sismik yöntem harcamalar ve çalıştırdığı jeofizikçiler bakımından birkaç faktörden kaynaklanır. Bunlar arasında en önemlileri yüksek doğruluk , yüksek çözüm gücü ( ayırım ) ve sahip olduğu büyük nüfus derinliğidir.
Hidrokarbon aramalarında yer içi kesitinin çıkarılması,yeraltındaki katmanların durumlarının saptanması , herhangi kuyudan elde edilmiş bulguların yanal değişimlerinin saptanması,yeraltının haritalanması ve sonuçta yeni açılacak kuyunun yerinin saptanması
gerekmektedir. Bu amaçla yapılacak tektonik ve stratigrafik çalışmalar sismik yönteme muhtaçtır. Hiç kuşkusuz en sağlıklı ve en doğru bilgi açılan bir kuyudan elde edilir. Fakat
kuyudan elde edilen bilgi haritada tek nokta için düşey yöndedir .Bu bilginin tek noktadan haritanın tamamına taşınabilmesi için sismik yöntemin kullanılması zorunludur. Sismik yöntemler yer altı suyu aramalarında, büyük binaların,barajların,yolların inşaasında temel kaya derinliğinin belirlenmesinde de önemlidir. Farklı kayaç tipleri arasında düzensiz ara yüzeylerin tanımlanması iyi yapılmadığından ,minerallerin doğrudan aranmasında pek az uygulaması vardır.Bununla beraber ağır minerallerin yığışabildiği gömülü kanalların yerinin gömülü kanalların yerinin saptanmasında faydalı olur.
Arama sismiği diye adlandırılan yöntem , deprem sismiğinden ( sismoloji ) doğmuştur. Sismolojide,deprem odağında oluşan sismik dalgalar,çeşitli yerlerde bulunan rasathanelerde sismograf aletleri tarafından kaydedilir.Deprem dalgalarını,yer çekirdeğini ve iç çekirdeğin bulunduğu derinlikleri incelemek mümkün olduğuna göre, sismik dalgalar ile oldukça derinlerdeki tabakaları etüd etme imkanı vardır.Arama sismiği (ekspolarasyon) sismiği yöntemlerinden enerji kaynakları kontrollü ve hareketlidir.Bu arada kaynakla kayıt noktası arası uzaklıklarda nispeten küçüktür. Çoğu sismik çalışma , profil hatları boyunca aralıklanmış birbirini izleyen yer parçalarının yanıtından ibarettir. Sismik dalgaları üretmek için patlayıcılar ve diğer enerji kaynakları , bunun sonucu meydana gelen yer hareketini saptamak içinde sismometre veya jeofon tertipleri kullanılır.
Temel sismik arama tekniği sismik dalgaların üretilmesi ve kaynaklardan( ekseriyetle kaynağı doğrultulmuş düz bir hat boyunca düzenlenmiş ) jeofon serilerine giden dalgalar için gerekli zamanı ölçmekten ibarettir. Çeşitli jeofonlara geliş zamanları bilgisi ve dalgaların hızlarından , sismik dalga yollarının yeniden oluşturulmasında çalışır. Yapısal bilgiyi çıkarmada başlıca iki yol vardır
1-İki kayaç tabakası arasında ara yüzey boyunca olan kırılma yolu (refraksiyon )
2-İki tabakayı birleştiren sınırda yansıtıp yeryüzeyine dönen yansıma yolu , yansıtılmış
yol ( refleksiyon )
Her iki tip için gidiş zamanları kayaçların fiziksel özelliklerine ve tabakaların durumlarına bağlıdır.Sismik aramanın amacı; gözlenen varış zamanları,genlik ve frekans değişiminden,kayaçlar ve özellikle tabakaların durumu hakkında bilgiyi ortaya çıkarmaktır.
2.3-SİSMİK YÖNTEMİN GELİŞİMİ
Sismik teorinin gelişmeye başlaması, yeterli duyarlılıkta kayıt yapan aletlerin geliştirilmesinden öncedir. Arama sismiği uygulamaları deprem sismolojisindeki uygulama çabalarından daha sonra başlanmıştır.1845 senesinde sismik hızları ölçebilmek amacıyla Mallet tarafından ilk yapay deprem deneyleri yapılmıştır. Tabaka ara sınırlarındaki kırılma ve yansımalar için Kontt tarafından geliştirilen teori
Tuz domlarının saptanmasında başarılı olan kırılma yöntemi daha sonra ise yeraltının haritalanabilmesine olanak sağlayan , sismik yansıma yöntemine dönüşmeye başlamıştır. Sismik yansıma yönteminin ilk çalışmaları Reginalt Fessenden tarafından1913′te yapılan deniz derinliğinin belirlenmesine ve buz dağlarının saptanmasına yönelik çalışmalardır. 1920′de Kacher tarafından geliştirilen ilk yansıma sismografi ( jeofon ) Oklahoma’da denenmiştir. Jeofonun ilk ticari kullanımı ise 1927′de güçlendirici tüp( vacuumtube amplfier ) kullanılarak gene Oklahoma’da Maude sahasında “Geophysical Research Corporation” firması tarafından gerçekleştirilmiştir.
Meksika körfezi kıyıları , kırılma yöntemi için uygun bir ortam oluşturmuşsa, Oklahoma’da yansıma yöntemi için o kadar uygun olmuş ve yansıma, kırılma yönteminin yerini alarak ana sismik yöntem konumuna gelmiştir. Fakat bugün dahi kırılma yönteminin sınırlıda olsa kullanım alanları vardır.
2.4-SİSMİK YÖNTEMİN ANA HATLARI
Sismik yöntem bugüne kadar sürekli bir gelişme içinde olmuştur. Bilgisayar teknolojisinin hızla gelişmesi , daha duyarlı aletlerin yapılması sismik yansıma yönteminin sürekli olarak gelişmesini sağlamaktadır. Geleneksel ve alışılagelmiş (conventional) sözü genellikle bugünkü yöntemi dünkü yöntemden ayırdetmekte kullanılmaktadır.
Geleneksel sismik yönten dendiğinde, P dalgaları ile yapılan ,ortak orta nokta( CMP ) kavramının kullanıldığı iki boyutlu ( 2D ) veya üç boyutlu ( 3D ) yansıma sismiği uygulaması akla gelir. Geleneksel yöntemde çok kanallı kayıt aletleriyle manyetik bantlara jeofon veya hidrojen grupları kullanılmaktadır.Kayıtlar ayrık (digital) olarak manyetik banta yazılmaktadır.
Geleneksel kara sismiği uygulamasında,haritada önceden belirlenen atış ve kayıt noktaları arazide saptanmıştır. Bu noktalar , uygulamanın iki boyutlu olmasında ise harita düzleminde her iki boyutta eşit aralıklı olaraktan belirlenir. Atış noktaları 10-
Özetle,sismik yöntemin uygulanması üç ana bölüme ayrılır ; veri toplama,veri işlem ve veri yorumu. Sismik yöntemle uğraşan jeofizikçi, doğal olarak bu üç dalın birinde uzmanlaşır. Sismik veri yorumlayan yerbilimcinin yeterli veri toplama ve veri işlem bilgi ve deneyimine sahip olması gereklidir.
Related posts
Etiketler:atatürk, ödev siteleri, dönem ödevleri, edebiyat ödevi, HAKKINDA, Matematik, sismik prospeksiyon
Korku Oyunları
Komik Videolar
Aşk Şiirleri
ödev sitesi
Bu ödev Hakkında
Anahtar Kelimeler
» sismik prospeksiyon Ödevini İndirin » sismik prospeksiyon Hakkında Geniş; Bilgi » sismik prospeksiyon Kitap özeti indir » sismik prospeksiyon ödevi » sismik prospeksiyon ödevini bedava indirin » sismik prospeksiyon bedava indir » sismik prospeksiyon tezini indir tez indir » sismik prospeksiyon ödev kapağı ödev kapakları » sismik prospeksiyon öss soruları testleri çözümleri öss deneme » sismik prospeksiyon müfredat öğretmen kaynakları » sismik prospeksiyon nedir » sismik prospeksiyon nasıl olur
Åu anda Bilgi Güçtür.com'da sismik prospeksiyon adlı ödevi inceliyorsunuz.
- Gönderme Tarihi:
- 1.20.07 / 3pm
- Kategori:
- Arkeoloji - Jeoloji
Henüz yorum yok
Yorum yaz | comments rss [?] | trackback uri [?]